RSS

Eskimiş Mektuplar

Yorum Yap | Bu yazı 27 Ara 2009 tarihinde yazılmıştır

Çok değildi, sadece 2 tane
Bulundukları kutuda eskimişler
İlki 18 Kasım’ da yazılmış
Diğerinin tarihi atılmamış biçimde
Dün karıştırırken eskileri, buldum
İkisini de tek tek okudum
Birisi altı sayfa diğeri iki
Anlatılanları ben halen yaşarken
Yazan çoktan unutmuş
Önce değeri anlatmış gönderen
Daha sonra o harika zamanları
Derken “biz” olmuşuz bir satırda
Şimdi ise “hiç”…
İnançdan bahsetmiş o zamanlar
Belli ki düşünmemiş korkuları ve bu zamanları
Hep inan demiş yazan kişi
İnancını kaybetmeden öncesi
Birer masal anlatmış iki mektupta
Önce yaşamak istemiş sonra terketmiş masalları
Koşmuş kendine inançsızlığın kalbine
Şimdi gerçek dünyada
Çok ama çok uzak bu kelimelerden
İnançtan ve sevgiden…

Tablo

Yorum Yap | Bu yazı 02 Ara 2009 tarihinde yazılmıştır

bir tablo buldum eski zamanlarımdan kalan. çok sert kalem darbelerinin iç içe geçmiş siyahlığında silgi izleri vardı. okumaya çalıştım saatlerce. daha önce okuduğum bir romanı hiç okumamışım gibi yeniden heyecan vardı içimde. birden tablodaki çizgiler canlandı. yok olmuştu her şey. ve bir sihir gibi yeniden çizilmeye başlanmıştı. önce bir iskele çizildi, sonra sen ve ben. koşarak sarılmışız ilk görüşmemizde. derken zaman değişti. aşkımız geldi göz önüne. her şey ne güzelmiş oysa. geçirdiğimiz zamanların anıları canlandı tabloda. beraber yürüdüğümüz sokakların kaldırımları ve o deniz kıyısındaki falezler… ve ilk ayrılığın isyanı karardı. duygu dolu saatlerin içindeki o ağlamaklı iki çift göze. zaman yine değişti. gelişini çizdi bu sefer. kararışın yerini aydınlık alırken tarifsiz heyecan çıktı ortaya. hiç silinmek istemiyor gibiydi.
git geller yaşandı sürekli gözlerimin önünde. bir vardın bir yoktun. aslında hiç olmamışsın sonra anladım. uzun ayrılıkların yaşanması güç saatleri döndü sürekli tabloda. günler peşi sıra karardı geçti. bu sefer giden sen değildin aslında. gelenin ben olmadığım gibi. sahneler akarken tablo içinde yaşanan her bir olay üzerine silgiler değdi. izler belirdi. artık tamamen gözükmüyordun orada. ne sen ne ben aslında. her bir gidişin bıraktığı iz gibi silinen çizgilerin izleri belirdi. pek bir şey okunmuyordu artık görünürde ve sadece izler kalmıştı. yenilerini yapmak ister gibi kara kalemle üzerlerinden geçilse de o izleri kapatmak kolay değildi.
güzel anıların hatırlanması gibi yalnızlığın da yaşanması gerekmiş bu izlerde. zedelenmişti tablonun alanı. çiz, sil sonra yine çiz ve derinden sil… aksi beklenemezdi artık. son gidişin izi asla kaybolmadı. son sevginin ve özlemin çizgileri kalmadı… yitirmişti kalem benliğini ve çizemiyordu. silmek ise o kadar kolay ki kalem bile şaşıyordu. her çizgi silindiğinde ise koca bir gidişin izleri belirdi gözümde. artık üzerine ne çizmek istersem çizeyim kesinlikle yer yoktu. o gidişin izi hiç bir zaman yok olmuyordu…

Afiş

1 Yorum | Bu yazı 29 Eki 2009 tarihinde yazılmıştır

Yalnız geçen zamanlarımın birer intikamı gibi bu saatler. Acımasız ve keskin. Olduramadığım her isteğimin, insafsızca yargısı. Kusursuz bir başkaldırış sonrası dayanılmaz acıların başlangıcı. Her bir kırbacın acısına bir sonrakinin hızı ekleniyor. Vücuduma değmeden tenimin sızlamalarını hissediyorum. Acı ama gerçek olan, içimdeki sessiz çığlıkların ruhumdaki yankılarını duyabiliyorum. Kararsız, güçlü ve içler acısı…
Gözlerimde biriken yaşlarımın sıcaklığı içime attığım sevgilerimi besliyor. Öldürmüyor, tam aksine güçlendiriyor. Kanayan yaralarımın o güçlü tırmanışı durmak bilmiyor sanki. Hissettiklerim, daha önce yaşanmamış bir hayat misali. Her bir yara, ölüme götürürcesine karşımda sırıtırken, daha sonra yaşayacaklarımın reklamını yapıyor.

Dayanılmaz acıların, kusursuz afişi…

Son Şarkı

Yorum Yap | Bu yazı 13 Eki 2009 tarihinde yazılmıştır

Çok zor geçmişti günlerim. Ve bu günlerin verdiği tüm o yükler. Artık olmayacaktın biliyordum ve buna inanıyordum. Belki de sana ait olan her şeyi atmalıyım. Konuşmadan da hissedebiliyor insan içindekileri. O nefreti ve sendekileri… Kaçmak istedim defalarca. Korkmuştum. Ne düşüncelerimde ne de benliğimde bir iz istemedim. Ruhumun duyduğu bu acıyı herkesten saklamak istedim. Acaba hissettin mi hiç nasıl acıttığını? Ya da sen de o acıyı yaşadın mı? Şimdi kendi kendine soramıyorsundur bile, bir oyundan ibaret gözlerinin ışığı ve kararmakta yüreğin. Acını paylaşamamak, o bedeni kandırmak ve ruhundaki o keşkelerin isyanı olsa bu tüm yakarışlar.

Son şarkıları dinliyorum sana dair ve ruhumu özgür kılıyorum… Tek başına yakıyorum tüm kararları.

Eskileri Andım Bir Kahve İle…

Yorum Yap | Bu yazı 12 Ağu 2009 tarihinde yazılmıştır

Neredeyse altı ay bitmek üzereydi sensiz. Ve ben bu altı aydır mabedim dediğim odamda akşamları kahve içmediğimi hatırladım. Oysa seninle ne de güzel sohbetler ederdik kahvelerimizi yudumlarken. Hatırlar mısın bilemiyorum ama sırf ikimizin de bardağı aynı olsun diye gidip bir çift fincan almıştım. Sadece kahve için… Bu şehre gelmeden önce ve yalnızken odamda kahve içmek bana zevk verirken buraya geldikten sonra seninle kahve içmek ayrı bir tat vermişti hep.

Bugün yine o yalnızlık senfonisi ile baş başa söyleşirken aklıma geldi seninle içtiğimiz kahveler. Üşenmedim! Gidip bir kahve yaptım kendime en koyusundan ve başladım bunları yazmaya. Her yudumda eskileri yaad ettim ve bir kez daha andım seni koyu kahvenin o eşsiz tadında… Bu sefer ikimiz için aldığım bardağımda değildi kahve içişim. Kendime ait olanda tıpkı benliğim gibi. Kokusu sardı tüm odamı ve hayalini aldım karşıma. Tıpkı altı aydır konuşmayan dilsiz hayalini. Ben anlattım sen de dinledin. Tepki vermeden, söz söylemeden, bana inanmadan… Önce yadırgadım, sonra alıştım. Derken bir yudum daha aldım. Senin inanmadığın sevgim gibi sıcaktı. Hep sıcak…

Bir de sigara yaktım üzerine. Bilirim sen kızardın sigara içmeme ama şimdi hayalin susuyor baksana. Nerde eski o sen nerde hayalin. Sabaha kadar süren o sohbetlerimizi hatırladım. Bir keresinde öyle dalmıştık ki konuşmaya sabah olmuştu. Ne uykumuz vardı ne de yorulmuştuk. Sırf bir birimize sarılmak için girmiştik yatağa. Sessizce fısıldamak için bir birimize sevgimizi.

Gece gece bir kahve yaptım seni, beni ve bizi anmak için. Eskide kalanları, senden gidenleri ve bende olanları yaad etmek için konuştum hayalinle. Son yudumu alırken anladım, sen yoksun artık bu sohbetlerimizde…